6 Mart 2010 Cumartesi

seslerimiz boşlukda sevişirken
bizler atomları çarpıştırıyorduk
onlardan habersizce
her seferinde birbirimze karadelikler açıp
boşluktan kaçmak için
boşluğa sığınıyorduk gene gece
gece
gene
dudaklarındaki titrek kelimeleri sökerken
yerinden
yerinden koparılmış diş sancısı gibi batıyordu içime
yeri bir daha doldurulamayacak
o kadar büyüktü ki acısı
mezarından çıkarttığım çürümüş
anılarımı koysam da dolmuyordu
sen kendi mezarlığında saklanıyordun
ben kendi mezarımda
farkı olanın farklı bedenler olduğunu
düşünsekte zevksizce,düşüncesiz olanın
zevksizliğin en aşşağılık kısmında yer aldığını bilememiştik
sevmek,
aşşağılık, pis ve cürüyen cesetlerimden daha eski
sevmek,
seni gecenin bir vaktinde kimsesizler ormanında yalnız özlemek
şarap isterken
tadı beğenilmemiş şarap şişesi gibi bir kenarda bırakmaktı